Ceren KENAR
Çok değil bundan 5-6 sene önce Türkiye’nin Lübnan Hizbullah’ı ile ilişkisi Avrupa Birliği üyeliği önünde engel teşkil etme noktasına gelmiş, Amerika’nın endişelere gark olmasına sebebiyet vermişti. İsrail’in yaşadığı panik kelimelerle yansılatamayacak düzeydi. Her güne Amerikan basınında İsrail lobisi menşeli “Türkiye eksen değiştiriyor” temalı makaleler ile uyanıyorduk. İran’ın Türkiye üzerinden Hizbullah’a sevkiyat yaptığı yönünde istihbaratlar havada uçuşuyor, Cumhuriyet Halk Partisi, Adalet ve Kalkınma Partisi’ni İran saflarına katılmak ile itham ediyordu.
Konunun Hizbullah kanadında bambaşka bir hava hüküm sürüyordu. Hizbullah destekli gazeteler Tayyip Erdoğan övgüleri ile dolup taşıyor, “Türkiye’nin nihayetinde Siyonist rejim ile ittifak halinde olan rejimden kurtulduğunu” muştuluyordu okurlarına. Hizbullah lideri Tayyip Erdoğan için tüm Müslüman âlemini dua etmeye çağırıyor, Hizbullah mitinglerinde Türkiye bayrakları dalgalanıyordu.
Eski dostlar düşman oldu ifadesini kullanmak pek uygun olmaz şu anda. Ancak işlerin değiştiği kesin. Peki, ne oldu da Erdoğan Hizbullah nazarında “Gazze fatihliğinden” “emperyalist saflara” düştü?
Öncelikle Lübnan Hizbullah’ını biraz tanıyalım ve zamanında Türkiye derin devleti ile samimi ilişkiler içinde olan ve domuz bağıyla infazları ile meşhur örgüt ile farklılığını teslim edelim.
Lübnan Hizbullah’ı 1982 yılında İran desteğiyle güney Lübnan’da kurulan, ününü Amerikan üslerine düzenlediği saldırılar ile kazanan, sonrasında ise geniş tabanlı bir halk tabanına sahip olan bir örgüt. Lübnan iç savaşı sonrasında tüm militer gruplar silah bırakırken, Hizbullah İsrail’e karşı direniş gösterdiği gerekçesiyle bu karardan muaf tutuldu. Önce 2000 yılında, daha sonrasında 2006 yılında İsrail’e karşı silahlı mücadelesi etkin oldu ve İsrail geri çekilmek durumunda kaldı. Bu günler Hizbullah’ın Ortadoğu’da popülaritesinin zirvede olduğu zamanlardı.
Hizbullah’ın mevcut askerî gücü, Lübnan ordusundan kat be kat fazla. İran ve Suriye’den finansal, askerî ve siyasi destek alıyor.
Suriye gösterilerinin başlaması ile Hizbullah tavrını açıkça Esed’den yana koydu. Baas rejiminin İsrail konusundaki tavrı nedeniyle uluslararası “Siyonist” bir komploya maruz kaldığını ısrarla savundu. Bundan önce Tunus, Mısır ve Libya devrimlerini “selamlayan” Hizbullah iş Suriye’ye gelince çark etti.
Gösterilerin ilk günlerinde Hizbullah destekçisi yayınların Katar ve Türkiye aleyhindeki haberlerinde bir mahcubiyet havası vardı. Katar ve Türkiye’nin bu zamana kadar Hizbullah’a verdiği destek ve Hizbullah tabanında bu iki ülkeye dair sempati Katar ve Türkiye’nin “emperyalist pakta” dâhil edilmesini zorlaştırıyordu. Ancak Türkiye ve Katar’ın ısrarla Esed’i görevi bırakmaya davet etmesiyle birlikte işin rengi değişti.
Bir yandan Hizbullah kendi yayınlarında Türkiye ve Katar’ı mevcut dış politikaları yüzünden İsrail güdümlü bir ittifakın parçası olmakla suçlarken, diğer yandan bu ülkelerin iç siyasetine ağır eleştiriler getiriliyor. Ece Temelkuran’ın Hizbullah’ın güçlü ilişkiler içinde olduğu bir gazete olan Al Akhbar‘da her hafta Türkiye’nin “otokrat” bir rejimle yönetildiğini yazması bu anlamda ilginç değil. Çok değil bir sene öncesine kadar Türkiye’yi “çoğulcu demokrasisi” nedeniyle bölgede bir vaha olarak gösteren yayınlar, bugün başka bir Türkiye resmi çiziyor.
Ancak unutulmaması gereken nokta şu ki, Türkiye ve Katar değil, Hizbullah bu tavrı nedeniyle Arap sokağında destek kaybediyor. Katar ve Türkiye dış politikalarında bu güne kadar pragmatik olmakla beraber, Arap sokağının nabzını tutmak konusunda başarılı oldular. Filistin meselesindeki tavırlarıyla, İsrail’e karşı mücadelesinde Hizbullah’a karşı destekleriyle Arap sokağına ters düşmediler. Ve bugün yine Suriye halkının yanında tavır alarak hem tutarlı hem de Arap dünyasında karşılığı olan bir siyaset geliştiriyorlar. Hizbullah ise bundan önceki devrimlere verdiği desteğe rağmen neden şu an Esed’in yanında yer aldığını açıklamak konusunda acziyet gösteriyor. Tüm söylemini ezilen halkların sesi olmak üzerine kurmuş bir örgütün, ezenin kendisine maddi destek veren Esed olduğu bir durumda ezilenin dramına sessiz kalması Nobel ödüllü Yemeli aktivist Tawakkul Karman’ın dediği gibi bir “utanç” vesilesi oluyor.
Hizbullah Arap sokağında kan kaybediyor. Sadece Suriye’de değil, Ürdün gibi Filistinli nüfusun hayli yüksek olduğu ülkelerde de Hizbullah’a destek düşüyor. 2006 yılında Hizbullah bayrakları dalgalanan Arap sokaklarında bugün Hizbullah’tan Hizbuşşeytan olarak bahseden pankartlar yer buluyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2017
5.02.2017
4.02.2017
27.06.2017
26.06.2017
21.06.2017
7.02.2017
5.02.2017
2.02.2017
30.05.2017